Ehlibeyt Haber Ajansı ABNA- Suudi Arabistan 1936'da petrol'e kavuştu ve dünya'nın en zengin petrol birikimine sahiptir. Elbette bu ülkenin petrol kaynakları Amerika ve İngiltere başta olmak üzere batılı sömürgeci devletlerin petrol şirketlerinin denetimindedir. Suudi rejiminin günlük 10 milyon varil petrol üretimi söz konusudur. Ham petrol ve petrol ürünleri, krallık ve monarşi Suudi rejiminin gelirlerinin %90'dan fazlasını oluşturuyor. Bu yüksek miktardaki petrol geliri, bir avuç Suudi hanedanının tekelinde bulunuyor. Bu ülke halkının yüzde 55’i ev sahibi bile değildir. Suudi krallığı, hakimiyete de tekel kurup, ailesi dışındaki yüksek eğitimli gençliği dışlamakta ve devlet yapısında görev almalarını engellemektedir. Bu nedenle Suudi rejimi büyük bir meşruiyet kaybına uğrayıp, ekonomik kriz ve toplumsal muhalefetle karşı karşıyadır. Suudi Arabistan'da Nüfusun yarısını oluşturan kadınlar hiç bir siyasi ve toplumsal hakka sahip değildir. Sadece 2015 yılında kadınlara seçimlere katılma hakkı tanınacak. Kadın işgücü dışlandığı için hane halkının geliri düşmekte ve ekonomik sorunlar toplumsal krize dönüşmektedir. Buna rağmen Suudi Hanedanı Amerika, İngiltere, Almanya ve Fransa gibi Batılı ülkelerin desteğini kazanmak ve halk hareketlerini korkutup bastırmak için yüzlerce milyar dolar silah satın alıp, çürümeye terk etmiştir. Böylece Petrol gelirlerini batılı sömürgeci güçlere peşkeş çekmektedir. Suudi Arabistan rejimi İslam ülkelerini etkilemek ve mezhepçi tefrika ateşini körüklemek için,petrol gelirlerinin bir kısmını da Vahhabiliği yaymaya tahsis etmektedir.
Suudi Arabistan rejimi Pakistan ve Afganistan'da Taliban ve Elkaide gibi terör örgütleri medrese eğitimi, para ve silah açısından da desteklemektedir. Suudi Arabistan hanedan rejimi İslami hareketleri bastırmak için büyük çaba harcamaktadır. Nitekim Amerika işbirlikçisi Bahreyn krallık rejimiyle Yemen diktatörü Salih rejimini desteklemek için, bu ülkelere askeri birlikler gönderip, halk kıyamlarını kanlı bir şekilde bastırma operasyonlarına katılmaktadır. Suudi rejimi diğer krallıkları ayakta tutmak, krallık rejimleri ittifakını kurmak için, petrol gelirlerinin bir kısmını tahsis etmektedir. Nitekim Suudi rejimi Ürdün kralına bir milyar dolar hibe etti. Suudi Arabistan rejimi petrol gelirlerini Amerika emperyalizminin bölgedeki yayılmacı ve sömürgeci politikalarına koşulsuz destek vermek için kullanmaktadır. Suudi rejimi inkılapçı Mısır halkını anti emperyalist ve anti Siyonist mücadelesinden vazgeçirmek için vahhabiliği bu ülkede yaymaya çalışmaktadır. Suudi rejimi Irak'ta güvenliği sarsmak için, bu ülkede terör örgütlerini ve intihar bombacılarını eğitip desteklemektedir.
Suudi rejimi Suriye'de mezhep çatışması ve iç savaş çıkarmak için, terör örgütlerine mali ve silah desteği vermektedir. Bütün bu girişimler Amerika'nın bölgesel politikalarını gerçekleştirme doğrultusunda yapılıyor. Böyle bir şartlarda Prens Suud bin Mensur bin Suud Kralı Abdullah'ı yoksullukla mücadeleye çağırıyor. Halbuki bir kaç yıl önce, Suudi Arabistan yoksullukla Milli mücadele stratejisini hazırladı. Fakat Suudi hanedanı petrol gelirlerini silaha yatırarak, diğer ülkelere müdahale ederek bu milli zenginliği heba etmektedir. Bu nedenle yoksulluk da devam etmektedir.
Seyid Rezi İmadi